Site Dili
Marikon Menü
 SİTE MENÜ
      Ana Sayfa
      Sitenin Amacı
      Marikon Tarihi
      Röportajlar
      Köşe Yazıları
      Forumlar
      Biyografiler
      Şiirler
      Fıkralar
      Kitap Köşesi
      İncelemeler
      Site Haritası
      Ziyaretçi Defteri
      Yönetici&Görevliler
HABERLER
      Haber Gönder
      Haber Konuları
      Haber Arşivi
      Basından
      Belediye
      Aramızdan Ayrılanlar
      Yeni Doğanlar
      Çevre Koylerimiz
      Duyurular
      Kültür Sanat
      Sitemiz Hakkinda
      Köy
      Köy Hikayeleri
      Politika
      Tarih Konulu Yazilar
      Yazarlar
      Yöremiz Hakkında
RESIM&VIDEO
      Resim Galerisi
      Köy Resimleri
      Resim Galerisi 1
      Videolar
      Youtube Videoları
      Mp3 Dinle
TOPLULUKLAR
      Reklamlar
      İletişim
      Tavsiye Edin
      Linkler
      İstatistikler
      Top 10
      Anketler
RADYO
      Radyo Duyuruları
EGLENCE&OYUN
      Doğum Günü
      Burçlar
      Oyunlar
Güncel Haberler
·Silah yüklü kamyon Ankara'ya bomba gibi düştü!
·Kayıp kemikler bulundu
·Gülsuyu'da 'şüpheli asker ölümlerine son' eylemi
·Kızını öldüren Babaya ömür boyu hapis cezası
·Şişt, müdür, sen hangi Ergenekoncusun!
·AABF cemevlerine 'Ergenekon' baskınını kınadı
·CDK Kürtleri eyleme çağırdı
·Yunanistan'da 5 kişiden biri yoksulluk sınırında
·Yeni sol ilk günden fire verdi
·Çukurca'da uçak hareketliliği

devamı...
Ara&Bul
Arama sekli:


Genisletilmis Arama
Google Marikon

Özlü Sözler
Düsman isterseniz dostlarinizi geçmeye çalisiniz. Dost isterseniz , birakin , dostlariniz sizi geçsin. La Rochefoucauld
KIRKDÖRT YIL ÖNCEDEN SESLER--Devam Ediyoruz
  Yıl 1967,Ocak ayının ilk günleri.Bir gün akşam üzeri başlayan kar yağışı aralıksız olarak üç gün boyunca devam etti.Yer yer birbuçuk-iki metreye varan karla kaplandıher yer.Tüm Türkiye'de kış çok ağır geçmekte.Pazarcık'ta kara saplanan bir trenin yolcularına helikopterle yiyecek ve battaniye atıldığını o zamanki tek iletişim aracı olan radyolardan dinledik.

İki yıl boyunca harcanan emek ve çalışmanın sonunda okulun yapılmaması moralimi hayli bozmuştu.Ne zaman yapılabileceği de belli veya garanti değildi.Bu konuda hiçbir devlet kurumundan sağlıklı bir yanıt alamıyorduk.Daha iyi olanaklara sahip olan,Elbistan-Malatya yolu üzerindeki, okulu,lojmanı,Tarım Kredi Kooperatifi,karakolu bulunan Sevdilli Köyüne tayinimi üzülerek istemek zorunda kaldım.Tayinimi istememe etki eden öyle bir olay yaşadım ki; ömrüm boyunca unutamam.
        Yıl 1967,Ocak ayının ilk günleri.Bir gün akşam üzeri başlayan kar yağışı aralıksız olarak üç gün boyunca devam etti.Yer yer birbuçuk-iki metreye varan karla kaplandıher yer.Tüm Türkiye'de kış çok ağır geçmekte.Pazarcık'ta kara saplanan bir trenin yolcularına helikopterle yiyecek ve battaniye atıldığını o zamanki tek iletişim aracı olan radyolardan dinledik.Öğrencilerimin okula rahat gelebilmeleri ve evler arasında gidiş gelişleri sağlamak için köylülerle yollar açıldı.Köyde küçük çocuklarda salgın hastalık başgösterdi.Birbuçuk yaşındaki sevgili kızım Tülay'da diğer çocuklar gibi hastalandı.Köyde ve Soğucak'ta bulunan bakkalda aspirin ve gripinden başka ilaçta yok.Zaten kısa sürede onlarda tükenmişti.Değil hasta bir çocuğu,sağlam insanın bile köyden ayrılması,Elbistan veya Malatya'ya doktora gitmesi mümkün değildi.İnsanlar tarifi olanaksız bir çaresizlik içinde çocuğunun iyileşmesi için Allah'a yalvarmaktan başka birşey yapamıyorlardı.

       Aman Allah'ım bu ne kadar acı bir duygu!Bu,ne felaket bir olay!Çucuğunuz gözünüzün önünde saat be saat eriyor ve siz hiçbir şey yapamıyorsunuz.Canım kızım hiçbir şey yemeden baygın yatıyor.Çay kaşığı ile dudklarını aralayıp sıvı içecekler koymaya çalışıyoruz. Onun da yarısı dışarı dökülüyor.Ara ara yaş bezle dudakları ıslatılıyor,ateşini düşürebilmek umuduyla alnına patates dilimleri konuyor.Başka yapabileceğimiz hiçbir şey yok.Elimiz kolumuz bağlı bekliyoruz.

       Tam onüç gün böyle geçti.Onüçüncü gün öğrencilerimi saat üçte evlerine gönderdim.Eve geldim.Komşu kadınlar toplanmıştı bizim odaya.Ben de yan odaya Hüseyin Abi'nin yanına geçtim.Biraz sonra bizim odadan bir çığlık koptu.Hüseyin Abi'nin eşi Eşe Abla çırpınarak yanımıza geldi.Hocam Tülay'ımız öldü,öldü diyerek boynuma sarıldı.Hıçkıra hıçkıra ağlıyor.Önce Hüseyin Abi de,ben de donduk,kaldık.O şaşkınlıktan sonra biz de başladık ağlamaya.

        Komşular toplanmaya başladı.Sino Amcalar,İsmail ve Hasan Abiler geldiler.Cenazeyi bugün mü,yoksa yarın mı defnedelim,mezarı hazırlayalım mı? diye konuşuyorlar.Birazdan karanlık olacağı,cenazenin defnedilemeyeceği kararına varıldı.Aradan bir saat geçti- geçmedi Eşe Abla bu kez de yine çığlık atarak odaya girdi.Hocam Tülay'ımız ölmedi,ölmedi diyerek boynuma sarıldı.Başladı ağlamaya.Odadaki herkes sevinç göz yaşları döküyoruz. Koşarak bizim odaya geçtim.Kızımın yüzü iyice solmuştu.Elimi boynuna koydum,damar atıyordu.Tekrar hayata dönmüştü ama sadece nefes alıyordu.Ağıtlar,hıçkırıklar yerini sevince bırakmıştı.

         O gece sabaha kadar lodos esti.Kalktığımızda karın bayağı eridiğini gördük.Her taraftan sular akıyordu.Komşular toplanmış,katırla Gücük'e gidilip gidilemeyeceğini konuşuyorlardı.Sonunda gidilebileceğine kanaat getirdiler.İki katır hazırlandı.İki de genç kattılar önümüze.Dağların güney yamaçlarından gidilebileceğini söylediler.Hareket ettik.Asıl sorun güney yamaçlara ulaşmak.Kızımı sardık battaniyelere,eşimin kucağında bata çıka gidiyoruz.Bir kürtüğe rastlayınca katır battı-çıktı.Eşimi üzerinden attı.Kürtükten kurtulunca başladı dağa doğru kaçmaya.Gençlerden birisine katırın arkasından gitmemesini,köye gidip haber vermesini istedim.Benim bindiğim katıra eşimi ve kızımı bindirdk.Yola devam ediyoruz.

          Tam dağların güney yamacına ulaştık.Gücük yönüne yöneldik.Karşımızdan yüzümüze esen bir rüzgarla sulu kar yağmaya başladı.Gece eriyen kar sularını toprak emmiş,vıcık vıcık çamur,diz boyu sulu kar adım atmakta zorlanıyorum.Yürüdüğüm yerde ayakkabım çamura saplanıyor,karın ve çamurun içinde ayakkabımı elimle yoklayarak bulup giyiyorum,yola öyle devam ediyoruz.Şimdi bir de sulu karla uğraşmak durumunda kalık. Alttan ter ile,üstten sulu karla sırılsıklam oldu üzerimdeki elbiseler.Paltom,ceketim,kazağım sırıl sıklam,gittikçe ağırlık artmakta üzerimde.Ne kadar zaman geçti,bilmiyorum.Orta Gücük'e geldiğimizin farkına vardım.Demircilik Köyü'nden Ahmet Koç öğretmen olarak çalışıyor.Eşime okula gitmesini,Ahmet Beylerde kalmasını,yarın Malatya otobüsüne yola gelmesini söyledim.Delikanlıyı da misafir etmesini,yarın köye göndermesini söyleyerek yola devam ettim.

          Elbistan' a gidip,izin alacağım.Ertesi gün otobüsle Malatya'ya gideceğiz.Sulu kar hala yağıyor.Malatya yoluna geldim.Bekle ki Elbistan yönüne araba gelsin.Terim soğudukça vücudum kaskatı kesmeye başladı. Nice sonra bir kamyon geldi,şoför mahalli dolu.Kamyonun üzerine çıktım.Gidiyoruz ama tam bir felaket.Soğuktan kaskatı kesildim.Düşünme yeteneğimi gittikçe kaybediyorum.Kafamda tek bir düşünce var.Otele gidersem ancak kendime geleceğim,düşüncesi.Elbistan'a vardık,kamyondan inip otele geldiğimde kapının önüne yığılıp kalmışım.Beni içeri almışlar.Doktor çağırılmış,gereken yapılmış.Gözümü açtığımda başu*****da birkaç kişi ,sıcacık bir oda,saat gecenin onikisi.

         Ertesi gün izinimi aldım.Malatya otobüsüyle geçerken Gücük'te eşimle kızımı da alarak Malatya'ya geldik.Çocok doktoru Hamza Tanık bir akrabamızın komşuları.Eve çağırdılar,kızımızı muayene ettikten sonra:

- Birkaç gün burada kalacaksınız,tedavi uzun sürebilir,dedi.

On gün orda kaldık.Sabah,öğle,akşam doktor geliyor,gerekli tedavileri yapıyor.Onuncu gün :

 -Çok geçmiş olsun,kızımızı zatürrenin ikinci döneminden kurtardık. Kara kızı bir daha sakın hasta etmeyin,dedi.

           Kızımıza kavuşmanın heyecanını yaşarken eşim de ,ben de hıçkırıklara boğulduk.Yaşadığımız bu kabustan kurtuluşumuza inanın hala inanamıyorum.O günleri andığımda gözlerim dolu dolu olur.Acıyı en yoğun yaşadığımız o günlerde yanıbaşımızda olan sevgili HÜYÜCEK'lilere eşim,kızım ve kendi adıma şükranlarımı sunuyor,aramızdan ayrılanlara Tanrı'dan rahmet,yaşayan herkese sağlık dolu günler diliyorum. 

 

Tarih: 22.06.2009 Saat: 18:24 Gönderen: huseyin

Not :Yorumları sadece üyeler yazabilir ve okuyabilirler...
Seçenekler
 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Haberler

Haber Arşivi
Anket
Sizce Avrupa ve Batı’nın toplumumuza daha çok hangi alanda etkisi oldu?

Maddi açıdan insanlara yararı daha çok oldu
Kültürümüzün yozlaşmasına neden oldu
İnsanlarımız daha çok olumlu yönlerini aldı
Gençlerimizi olumsuz yönde etkiledi



Sonuçlar
Diğer Anketler

Toplam Oy: 187
Yorum: 0
Kullanıcı Menüsü
Hoş geldin, Ziyaretci
Nickname
Şifre
(Kaydol)
Üyelik:
Son Üye: ozan_01
Bugün: 0
Dün: 0
Toplam: 1904

Şu An Bağlı:
Ziyaretçi: 26
Üye: 0
Toplam: 26
Linkler



Ziyaretci Sayacı
Pazartesi459
Salı453
Çarşamba418
Perşembe469
Cuma516
Cumartesi482
Pazar540
Toplam:1294049
En Çok:2192
Bilgi
Üyeler:1904   
Haber Kategorisi:18   
Toplam Haber:538   
Bekleyen Haber:3   
Haber Yorumlari:1100   
Incelemeler:12   
Kayitli Yas Gunu:419   
Kose Yazarlari:8   
Kose Yazilari:32   
Şiirler:301   
Bekleyen Şiirler:4   
Fıkralar:194   
Bekleyen Fıkralar:2   
Kitaplar:47   
Bekleyen Kitaplar:0   
Fotograf Kategorisi3  
Fotograf Albumu245   
Fotograf Sayisi389   
Fotograf Yorumu293   
Videolar11   
Youtube Videolari153   
Linkler24   

Site Map
Powered by Copyright © Marikon.Net. All Rights Reserved..
Sayfa Üretimi: 0.36 Saniye