Yıl 19
67,Ocak ayının ilk günleri.Bir gün akşam üzeri başlayan kar yağışı aralıksız olarak üç gün boyunca devam etti.Yer yer birbuçuk-iki metreye varan karla kaplandıher yer.Tüm Türkiye'de kış çok ağır geçmekte.Pazarcık'ta kara saplanan bir trenin yolcularına helikopterle yiyecek ve battaniye atıldığını o zamanki tek iletişim aracı olan radyolardan dinledik.
İki yıl boyunca harcanan emek ve çalışmanın sonunda okulun yapılmaması moralimi hayli bozmuştu.Ne zaman yapılabileceği de belli veya garanti değildi.Bu konuda hiçbir devlet kurumundan sağlıklı bir yanıt alamıyorduk.Daha iyi olanaklara sahip olan,Elbistan-Malatya yolu üzerindeki, okulu,lojmanı,Tarım Kredi Kooperatifi,karakolu bulunan Sevdilli Köyüne tayinimi üzülerek istemek zorunda kaldım.Tayinimi istememe etki eden öyle bir olay yaşadım ki; ömrüm boyunca unutamam.
Yıl 1967,Ocak ayının ilk günleri.Bir gün akşam üzeri başlayan kar yağışı aralıksız olarak üç gün boyunca devam etti.Yer yer birbuçuk-iki metreye varan karla kaplandıher yer.Tüm Türkiye'de kış çok ağır geçmekte.Pazarcık'ta kara saplanan bir trenin yolcularına helikopterle yiyecek ve battaniye atıldığını o zamanki tek iletişim aracı olan radyolardan dinledik.Öğrencilerimin okula rahat gelebilmeleri ve evler arasında gidiş gelişleri sağlamak için köylülerle yollar açıldı.Köyde küçük çocuklarda salgın hastalık başgösterdi.Birbuçuk yaşındaki sevgili kızım Tülay'da diğer çocuklar gibi hastalandı.Köyde ve Soğucak'ta bulunan bakkalda aspirin ve gripinden başka ilaçta yok.Zaten kısa sürede onlarda tükenmişti.Değil hasta bir çocuğu,sağlam insanın bile köyden ayrılması,Elbistan veya Malatya'ya doktora gitmesi mümkün değildi.İnsanlar tarifi olanaksız bir çaresizlik içinde çocuğunun iyileşmesi için Allah'a yalvarmaktan başka birşey yapamıyorlardı.
Aman Allah'ım bu ne kadar acı bir duygu!Bu,ne felaket bir olay!Çucuğunuz gözünüzün önünde saat be saat eriyor ve siz hiçbir şey yapamıyorsunuz.Canım kızım hiçbir şey yemeden baygın yatıyor.Çay kaşığı ile dudklarını aralayıp sıvı içecekler koymaya çalışıyoruz. Onun da yarısı dışarı dökülüyor.Ara ara yaş bezle dudakları ıslatılıyor,ateşini düşürebilmek umuduyla alnına patates dilimleri konuyor.Başka yapabileceğimiz hiçbir şey yok.Elimiz kolumuz bağlı bekliyoruz.
Tam onüç gün böyle geçti.Onüçüncü gün öğrencilerimi saat üçte evlerine gönderdim.Eve geldim.Komşu kadınlar toplanmıştı bizim odaya.Ben de yan odaya Hüseyin Abi'nin yanına geçtim.Biraz sonra bizim odadan bir çığlık koptu.Hüseyin Abi'nin eşi Eşe Abla çırpınarak yanımıza geldi.Hocam Tülay'ımız öldü,öldü diyerek boynuma sarıldı.Hıçkıra hıçkıra ağlıyor.Önce Hüseyin Abi de,ben de donduk,kaldık.O şaşkınlıktan sonra biz de başladık ağlamaya.
Komşular toplanmaya başladı.Sino Amcalar,İsmail ve Hasan Abiler geldiler.Cenazeyi bugün mü,yoksa yarın mı defnedelim,mezarı hazırlayalım mı? diye konuşuyorlar.Birazdan karanlık olacağı,cenazenin defnedilemeyeceği kararına varıldı.Aradan bir saat geçti- geçmedi Eşe Abla bu kez de yine çığlık atarak odaya girdi.Hocam Tülay'ımız ölmedi,ölmedi diyerek boynuma sarıldı.Başladı ağlamaya.Odadaki herkes sevinç göz yaşları döküyoruz. Koşarak bizim odaya geçtim.Kızımın yüzü iyice solmuştu.Elimi boynuna koydum,damar atıyordu.Tekrar hayata dönmüştü ama sadece nefes alıyordu.Ağıtlar,hıçkırıklar yerini sevince bırakmıştı.
O gece sabaha kadar lodos esti.Kalktığımızda karın bayağı eridiğini gördük.Her taraftan sular akıyordu.Komşular toplanmış,katırla Gücük'e gidilip gidilemeyeceğini konuşuyorlardı.Sonunda gidilebileceğine kanaat getirdiler.İki katır hazırlandı.İki de genç kattılar önümüze.Dağların güney yamaçlarından gidilebileceğini söylediler.Hareket ettik.Asıl sorun güney yamaçlara ulaşmak.Kızımı sardık battaniyelere,eşimin kucağında bata çıka gidiyoruz.Bir kürtüğe rastlayınca katır battı-çıktı.Eşimi üzerinden attı.Kürtükten kurtulunca başladı dağa doğru kaçmaya.Gençlerden birisine katırın arkasından gitmemesini,köye gidip haber vermesini istedim.Benim bindiğim katıra eşimi ve kızımı bindirdk.Yola devam ediyoruz.
Tam dağların güney yamacına ulaştık.Gücük yönüne yöneldik.Karşımızdan yüzümüze esen bir rüzgarla sulu kar yağmaya başladı.Gece eriyen kar sularını toprak emmiş,vıcık vıcık çamur,diz boyu sulu kar adım atmakta zorlanıyorum.Yürüdüğüm yerde ayakkabım çamura saplanıyor,karın ve çamurun içinde ayakkabımı elimle yoklayarak bulup giyiyorum,yola öyle devam ediyoruz.Şimdi bir de sulu karla uğraşmak durumunda kalık. Alttan ter ile,üstten sulu karla sırılsıklam oldu üzerimdeki elbiseler.Paltom,ceketim,kazağım sırıl sıklam,gittikçe ağırlık artmakta üzerimde.Ne kadar zaman geçti,bilmiyorum.Orta Gücük'e geldiğimizin farkına vardım.Demircilik Köyü'nden Ahmet Koç öğretmen olarak çalışıyor.Eşime okula gitmesini,Ahmet Beylerde kalmasını,yarın Malatya otobüsüne yola gelmesini söyledim.Delikanlıyı da misafir etmesini,yarın köye göndermesini söyleyerek yola devam ettim.
Elbistan' a gidip,izin alacağım.Ertesi gün otobüsle Malatya'ya gideceğiz.Sulu kar hala yağıyor.Malatya yoluna geldim.Bekle ki Elbistan yönüne araba gelsin.Terim soğudukça vücudum kaskatı kesmeye başladı. Nice sonra bir kamyon geldi,şoför mahalli dolu.Kamyonun üzerine çıktım.Gidiyoruz ama tam bir felaket.Soğuktan kaskatı kesildim.Düşünme yeteneğimi gittikçe kaybediyorum.Kafamda tek bir düşünce var.Otele gidersem ancak kendime geleceğim,düşüncesi.Elbistan'a vardık,kamyondan inip otele geldiğimde kapının önüne yığılıp kalmışım.Beni içeri almışlar.Doktor çağırılmış,gereken yapılmış.Gözümü açtığımda başu*****da birkaç kişi ,sıcacık bir oda,saat gecenin onikisi.
Ertesi gün izinimi aldım.Malatya otobüsüyle geçerken Gücük'te eşimle kızımı da alarak Malatya'ya geldik.Çocok doktoru Hamza Tanık bir akrabamızın komşuları.Eve çağırdılar,kızımızı muayene ettikten sonra:
- Birkaç gün burada kalacaksınız,tedavi uzun sürebilir,dedi.
On gün orda kaldık.Sabah,öğle,akşam doktor geliyor,gerekli tedavileri yapıyor.Onuncu gün :
-Çok geçmiş olsun,kızımızı zatürrenin ikinci döneminden kurtardık. Kara kızı bir daha sakın hasta etmeyin,dedi.
Kızımıza kavuşmanın heyecanını yaşarken eşim de ,ben de hıçkırıklara boğulduk.Yaşadığımız bu kabustan kurtuluşumuza inanın hala inanamıyorum.O günleri andığımda gözlerim dolu dolu olur.Acıyı en yoğun yaşadığımız o günlerde yanıbaşımızda olan sevgili HÜYÜCEK'lilere eşim,kızım ve kendi adıma şükranlarımı sunuyor,aramızdan ayrılanlara Tanrı'dan rahmet,yaşayan herkese sağlık dolu günler diliyorum.