Site Dili
Marikon Menü
 SİTE MENÜ
      Ana Sayfa
      Sitenin Amacı
      Marikon Tarihi
      Röportajlar
      Köşe Yazıları
      Forumlar
      Biyografiler
      Şiirler
      Fıkralar
      Kitap Köşesi
      İncelemeler
      Site Haritası
      Ziyaretçi Defteri
      Yönetici&Görevliler
HABERLER
      Haber Gönder
      Haber Konuları
      Haber Arşivi
      Basından
      Belediye
      Aramızdan Ayrılanlar
      Yeni Doğanlar
      Çevre Koylerimiz
      Duyurular
      Kültür Sanat
      Sitemiz Hakkinda
      Köy
      Köy Hikayeleri
      Politika
      Tarih Konulu Yazilar
      Yazarlar
      Yöremiz Hakkında
RESIM&VIDEO
      Resim Galerisi
      Köy Resimleri
      Resim Galerisi 1
      Videolar
      Youtube Videoları
      Mp3 Dinle
TOPLULUKLAR
      Reklamlar
      İletişim
      Tavsiye Edin
      Linkler
      İstatistikler
      Top 10
      Anketler
RADYO
      Radyo Duyuruları
EGLENCE&OYUN
      Doğum Günü
      Burçlar
      Oyunlar
Güncel Haberler
·Silah yüklü kamyon Ankara'ya bomba gibi düştü!
·Kayıp kemikler bulundu
·Gülsuyu'da 'şüpheli asker ölümlerine son' eylemi
·Kızını öldüren Babaya ömür boyu hapis cezası
·Şişt, müdür, sen hangi Ergenekoncusun!
·AABF cemevlerine 'Ergenekon' baskınını kınadı
·CDK Kürtleri eyleme çağırdı
·Yunanistan'da 5 kişiden biri yoksulluk sınırında
·Yeni sol ilk günden fire verdi
·Çukurca'da uçak hareketliliği

devamı...
Ara&Bul
Arama sekli:


Genisletilmis Arama
Google Marikon

Özlü Sözler
Dünyanin her yerinden herkesin yenilecegi bir yer vardir. Kimilerini yenilgi yikar , kimileriyse zaferle küçülür, bayagilasirlar. Büyüklük, hem yenilgiyi, hem de zaferi kabullenebilen kisilerde yasar. John Steinbeck
EDEB-Bulent Aldede'nin yazisi,,,,,
aldede bildirdi: "EDEBle ilgili bu yazıya daha başlarken EDEPsizlik yapmamak adına
şunu belirtmem gerek: Aşağıda EDEBi hem günlük yaşamdaki ahlak hem de
Alevilikteki derin anlamıyla ele alırken, EDEB denen o koca deryadan sizlere bu
yazıda sunabileceğim olsa olsa ancak bir iki damla olabilir.
Bu dünyada ne olursanız olun, eğer EDEPli değilseniz, aslında hiçbir şey
değilsinizdir. Çünkü EDEBden haberi olmayan insanların iktidarıdır bugün bu
dünyayı yaşanmaz kılan, EDEBin yitirilmiş unutulmuş olmasıdır bugünki bu
başı boş yaşama, bu keşmekeşliğe, onurdan izzeti nefisten uzak, insanların
toplum olmaktan çok yığın olduğu anlamsız kalabalıklar olmamıza sebep
halimiz. Bakın Hak Ozanı Noksani bir nefesinin bir dörtlüğünde nasıl söylüyor:

Varıp bir kamilden öğren nefsini
Nefsini bildiysen bildin Rabb’ini
Varından geçerek yok et kendini
Şeriattan edeb öğren gel beri

Yine bir alevi ozanı olan Şevki (yada Şevkû) bunu şöyle dile getiriyor:

Aşkın kitabını aldım elime
Kısmetimiz gurbet ele düştü kal
Yaradan Mevla’dan üç dileğim var
Biri edeb biri akıl bir kemal

Bunu kutbül arifin Hünkar Hacı Bektaşı Veli nasıl da öz ve kısa söylemiş:
“Eline Diline Beline Sahip Ol” (EDEB). Bu söz, söyleyip geçersen basit bir
cümledir beş dakika sonra unutacağın; söyleyip düşünürsen koskoca bir
ummandır yaşamın boyunca kendine klavuz edeceğin.
Eline sahip olsaydı insanlar, rızasız hiçbir iş olmazdı bu dünyada. Bunu
yaşamının temel üç prensibinden biri yapan kişi ne rızasız bir lokma yer, ne
hakkı olmayana el uzatır ne de böylesi hırslara köle olurdu. Sömürü denen çirkin
mekanizma bir defa ortadan kalkardı. Bu tip hırslar yüzünden dökülen onca kan
dökülmemiş olurdu. Eline sahip olmak, temiz ahlaktan uzak olanlara elbetteki
zordur. Çünkü insanlar yaptıkları herşeye bir haklılık yakıştırmak isterler ve
bundan dolayı çirkin şeyler yaptıkça o çirkinliğin içine daha da fazla batarlar.
Şahi Merdan bunu şöyle dile getiriyor: “Nefis öyle birşeydir ki, sen onu
kontrol edip terbiye ettikçe uysallaşır, güzelleşir. Sen onu kontrol etmekten
vaz geçince de, o seni esir alır ve canavarlaşır.”
Diline sahip olsaydı insanlar, ne dedikodular, ne masum kişilere isnad
edilen suçlar, ne yalan yanlış yazılar, ne yalan yanlış vaatler ne de bunların
sonucu yalanı seven, onu kanıksamış toplumlar olurdu. Tarih insanların,
toplumların, halkların birbirlerine hakaretleriyle dolu. Dil bir iletişim aracı. Onu
iyiye yada kötüye kullanmaksa, kişilerin ahlakına ve niyetine bağlıdır. Erenler
meclisinde Muhabbet ibadettir. Boşa söylenecek tek bir kelime yoktur ve
söylenmesi gereken herşey de eksiksiz söylenmelidir. Az konuşmaktan kasıt
gerektiğinde, gerektiği kadar konuşmaktır. Amaç söylenecek sözü olanı
susturmak değildir. Erenler meclisinde konuşulanlar hakikat ilminin incisi,
mercanı, lȃl û gevheridir. Alevi inancı (daha düne kadar aleviliğe ve onun
şahsında dedelere saldıranların bugün islamdan uzaklaştırma, yozlaştırma ve
savurma çabalarına, buna sözde bilimsel araştırma isbat kılıfı uydurmalarına
rağmen) islamın en temiz ve aşkla yoğrulmuş şeklidir, özüdür. Birçok kaynaktan
beslenmiş olabilir, ancak bu, bu gerçeği değiştirmez. Tarih birgün bunun böyle
olduğunu herkese ispat edecektir. Bundan zerre kadar şüphem yoktur.
Muhabbet, yani dilin eylemi, alevi inancında Muhammed Mustafa’nın
mihracının merkezindedir. Allah ile doksanbin kelam konuşmuştur. Asla
pazarlık yapmamıştır. Bir peygamberin ibadet için Allah’la pazarlık yapması, bir
defa mümin olmaya aykırıdır. Allah’ın herşeye kadir olması ilkesine aykırıdır ve
tüccarların ibadetinin uydurmasıdır.
Beline sahip ol! Eğer bu konuda insanlar EDEBini takınsaydı neler farklı
olurdu onu da tahmin etmek zor olmasa gerek. Hele hele bu konuda tarih
boyunca erkek cinsinin kadına yaptıkları kitaplara sığdırılamaz türden. Mesela
burda buna dair utanç deyimlerini sıralayacak olursak; aldatmak, saldırmak,
tecavüz, dağa kaldırmak, diyardan diyara dolaştırmak, yoldan çıkarmak, törelere
kurban etmek, kapalı kapılar ardında olmadık zulümler yapıp sonra infaz etmek,
yüzüne kara çalmak, bedenlere yapılan akıl almaz saldırılar ve daha neler neler.
Hele savaşlarda kadınlara, daha ağzı süt kokan kız çocuklarına yapılanları
kendisine ben insanım diyen hiçbir insan kaldıramaz. Daha dün Maraş’ta
yapılan katliamda bunlar yapılmadı mı! Ölü kadına bile tecavüz edilmedi mi! Ve
hala kürtlere bu devletin askerleri bu zulümleri yapmıyor mu! Yakalanan gerilla
kadınların bedenlerine yapılan tecavüzleri o eyleme katılan askerlerin anıları
defalarca bize anlatmadı mı! Ama gözaltılarda yapılan tecavüzlerin adı
konmamıştır. Orda yapılan hakaretlerin zulümlerin haddi hesabı belli değil.
38’de Dersim’de yapılan katliamdaki tecavüzleri, acımasız uygulamarı daha
bilince getirmedikleri için üstü örtülmüş yaman bir çığlıktır hala. Bu tecavüzlere
uğramamak için, bunu başarabilmiş birçok gelinin ve kızın kendini yüksek
uçurumlardan aşağı atıp, ancak böylece kurtulabildikleri, her türlü engellemelere
ve örtme çabalarına rağmen açığa çıkmıştır. Mesela 90’larda Özgür Gündem
gazetesinde Dersim Katliamı sırasında hamile bir kadının bedeninin
parçalanması sonucu, tesadüfen yaralı kurtulan bir kız bebeğin yaşadığının
çevredekiler tarafından fark edilmesi gizlenmesi korunması sonucu
yaşayabildiği, annesinin karnında ayağından aldığı süngü darbesinin izini hala
taşıdığı ve o kadının hala yaşadığına dair bir haber okumuştum, bu devletin
yaptığı zulümlerden iğrenti duyarak. EDEBsizlik sadece şahıslara tek tek
yüklenecek bir sorun değildir. O aynı zamanda devletlere ve sistemlere ait bir
sorundur da. Sistemlerin EDEBsizliğini anlatmak değil asıl konumuz. Onun için
bu konuyu burda bırakıyorum.
Alevilerde cem bağlanırken herşeyden önce EDEB ERKAN üzere kendini
toparlaması gerekir katılanların. Çünkü doğru ibadet, doğru itikat ve akabinde
arzulanan Hak Yolu’nda ilerlemek EDEB olmadan olanaksızdır. Konuşurken,
çalışırken, otururken, kalkarken, yerken, içerken, kısacası yaşamın her alanında
içinde EDEB olmayana değer verilmez. Alevilikte bu böyledir. Ancak
günümüzde alevilerde (büyük çoğunlukla) bu artık böyle değildir malesef.
Aleviliği baltalamak adına (bunları bazıları bilinçsizce yapar, ancak bu onları
masum kılmaz) yapılan EDEPsizlikler bugün çığ gibi büyümüş ve daha da
büyümeye devam etmektedir. Zaman zaman gerek görsel gerek işitsel yayın
organlarında olsun, gerek katıldığımız organisazyonlarda olsun, birileri çıkıp,
alevilerin gözlerinin içine baka baka aleviliğe koca darbeler vururken, kendine
ben aleviyim diyen kişilerde bunu bilinçli yada bilinçsizce alkışlayabiliyor.
Bunlara çokca şahit olduk. Ancak burda yapılan bu EDEPsizliğin haddi hesabı
yoktur.
Bir taraftan resmi ideolojinin hakimiyeti sonucu Anadolu’da şamanizm
denen hurafe dinine bağlama çabaları var ki, bu en etkili darbe yöntemi: Sebebi
belli: Daha Mustafa Kemal döneminde uyandırılan türk milliyetçiliğinin
geliştirilmesi adına T.C. de bir taraftan yasaklanırken alevilik, öbür taraftan neyi
ispatlayacağı önceden kararlaştırılan “bilimsel” araştırmaların ne tesadüftür ki,
hepsi aleviliğin şamanizmin uzantısı olduğunu ispatlıyordu. Ve günümüzde bazı
çıkarları gereği aleviliği şamanizm uzantısı gibi göstermeye çalışanların
hepsinin referansları, alevilerin Bektaşi, Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin hanefi,
kendine “ben sosyalist bir partiyim” diyen bazı grupların sosyalist, ordunun en
büyük asker, liberalin en büyük liberal, sosyal demokratım diyenin en büyük
sosyal demokrat ilan ettiği Mustafa Kemal döneminden kalma, O’nun ve O’nun
ekibinin emriyle bu çalışmaları yapan bilimin yüz karası kişilerin eserleridir. Bu
çok büyük bir EDEBsizliktir. Bunu yapan alevi kökenli kişi yol düşkünüdür.
Nedeni belli: Çünkü o zihiniyeti taşıyan araştırmaların hepsine bakın
göreceğiniz kısaca şöyle özetlenebilir: “Şamanist türk boyları Anadolu’ya
gelirken, şamanist inancını yaşamaktan vaz geçmedi. Bunu açıktan açığa
yapamadığı için islami terminolojiyi kendine kalkan yaptı. Bunun sonucu
alevilik denen inanç gelişti. Aleviliğin, ehlibeyt sevgisi çıkarıldığında, islamla
hiçbir ilgisi yoktur...” vs. vs. İşte bunları yazan kişiler diyorlar ki, yıllardan bu
yana, ta bunca Erenlerden ve Evliyalardan bu yana söylenen onca söz, yapılan
onca mücadele, bu uğurda dökülen onca kan, bu aşka düşüpte derisi yüzülen,
idam edilen, yakılan onca Hak Ozanı aslında şamanizmi yaşatma derdindelerdi.
İşte bu yapılabilecek en büyük hakaretlerden biridir. Bu EDEBsizliklerin en
büyüklerinden biridir. Çünkü bununla söylenen şey, bütünüyle alevi geçmişinin
bir yalandan ibaret olduğunu savunmaktır. Bunlara istinasız herkes inansa, en
fazla on sene sonra alevilik tamamiyle yok olup biter, gider. Ama çok şükür
azda olsa bunların yaptıklarına karşı duranlar var, her zamanda var olmaya
devam edecektir.
Bu türden saldırılarda bulunan başka bir grup daha var: O da bir zamanlar
dedeleri taşlayarak sömürücü ilan eden, sonra zaten hiç elde edemediği devrimci
kimliğinden uzaklaşınca şimdi cem evlerinin başına oturmaya ve ordan alevilik
adına ahkam kesmeye çalışan, bu anlamda aleviliğe saldıran grup. Bunlardan
bazılarının konuşmalarına şahit oldum. Özetle söyledikleri şunlardır:
“Aleviliğin islamla yakından uzaktan bir ilgisi yok. Bize kimse islamı
yapıştırmaya bulaştırmaya çalışmasın. Biz şu an bile korkumuzdan islamdan
kendimizi tamamen kurtaramıyoruz. Onun için tarihteki alevilerin ve
ozanların nefeslerinde Allah Muhammed ve Ali’den basetmelerine şaşmamak
gerek. Ancak artık zaman değişti. Bırakın artık şu yedi uluları. Bir dede gelip
de bize hala islam olduğumuzu iddia edecekse hiç gelmesin. Bizim o dedeye
ihtiyacımız yok. O dede ceketini alıp evine gitsin. Biz kendimize dedemizi de
buluruz.” Tabi bu yazdıklarım kısacası. Hızını aldıkları zaman durmak da
bilmiyorlar. Ben bunlara şu şekilde cevap vereyim: Ehli Beyt’i ve Muhammed
Mustafa’yı korktukları için andıklarını iddia ediyorsunuz. Eğer bu ölmekten
korktukları için yaptıkları birşeyse bunun bir faydasını görememişler. Hatta
tersine sırf alevi oldukları için öldürülmüşler. Yani “Biz Ehli Beyt’i sevmiyoruz,
biz alevi değiliz” deseler yaşayacaklar. Burdaki bu yalan/yanlışınız bu şekil
ortaya çıkıyor ya, ben daha da yazayım: Açın bakın! Hangi alevi ozanı olursa
olsun açın bir nefesine bakın! Orda göreceğiniz Kuran’dır, orda göreceğiniz
Muhammed Mustafa, Aliyel Murtaza, orda göreceğiniz mümin olmaktır: Kısaca
orda göreceğiniz AŞKtır. AŞK korkunun olduğu yerde barınmaz. Hem alevi
olacağız, hem de yedi ululardan vaz geçeğiz, bu hiç olmaz. Sen yapabiliyorsan
sen yap bunu! Biz yapamayız. Mesela Dertli Hz. Hüseyin’in yoluna, aşık bir
alevi, bir Hak Ozanıdır. Birgün bir berber Dertli’ye elindeki usturayı uzatıp
“Hep Ehli Beyt’i Hz. Hüseyin’i ne kadar sevdiğini ve onların yoluna öleceğini
söylüyorsun. Madem öyle al da şu usturayı kes gerdanını!” deyince Dertli
usturuyı aldığı gibi boynuna çalar. Niyetinin ciddi olduğunu anlayıp elinden
usturayı geri almaya kalmadan, Dertli boynunu yaralamıştır. Bu yaradan sonra
kurtulur. Ancak niyetini ispatlamıştır. Peki hangi korku bunu yaptırır? Hangi
korku Pir Sultan’ı dara götürür? Hangi korku Nesimi’ye deri yüzdürür? Onun
için önce EDEBinizi takınıp ondan sonra geliyorsanız gelin. Yoksa mümkünse
gelmeyin.
Bunların yanı sıra bazı sol gruplar da (aslında hemen hemen hepsi)
alevilerin arasına kendine taraf bulmak için girip, ordan o şekilde beslenmek
istemektedir. Bu da bambaşka bir konudur. Kendince Hz. Ali’nin
çözümlemesini yapıp bununla alevi kökenli gençlere aleviliğin nerden geldiğini
öğretmeye çalışırlar, yada alevi kökenli ayaklanmaları sınıf perspektifinde
değerlendirirler. Sonuçta derler ki, “Alevilik ilkel bir sosyalizmdir”. Ancak orda
da unuttukları birçok şeyin yanı sıra, temelde unutulan şu önemli ayrıntıyı da hiç
akıllarına getirmezler: Gerek günümüzde gerekse geçmişte alevilerin sosyal
yaşam içinde hakları gasbedilmiş ve bunun devamında birçok zulümler
yapılmıştır. Fakat bu alevilerin demokrasi ve yaşamla ilgili sorunları ve çare
arayışıdır. Bu alevilik değildir. Alevinin demokrasi sorunuyla, alevinin
inancının ne olduğunu birbirine karıştırmamalısınız. Bugün zaten odaklanılan
tek şey (o da sözde) alevinin demokrasi sorunudur. Yarın birgün bu sorun kazara
haledilecek olsa, alevi zaten inancını da unutmuşsa, bir boşlukta kalıp
savrulacaktır.
Bizim islamla ilgimizin olmadığını, alevilik islamın içinde mi, dışında mı,
sağında mı, solunda mı gibi gereksiz tartışmalar, ancak ve ancak “Diline Sahip
Olmamak” anlamına gelir ve EDEBsizliktir. Kimisi kendince aleviliğe bakıp, bir
de günümüzde gördüğü, fakat bilmediği islama bakıp, güzel olduğuna inandığı
aleviliğin islamla ilgisi olamayacağına inanıyor. Ama demiyor ki, benim bugün
gördüğüm bu islamın gerçek islamla ne kadar ilgisi var? Bu soruları kendine
sormaktan aciz, ancak kendince bilimsel dayanaklara dayandırğını söyleyecek
kadar da kendinden emin! Bu da başka türlü bir EDEBsizlik! Bakın Hz. Ali
yaşadığı o günden geleceğe dair ne diyor:
“Bir zaman gelecek islamdan sadece isim, Kuran’dan sadece yazı ve
eser kalacaktır. O gün geldiğinde mescidler mamurdur (görkemli, bakımlı)
yapı bakımından, ancak haraptır hidayet ve iman bakımından. İyi ve güzel
olan onlardan kötülük görecek; fitne ve kötülük onlar tarafından
korunacak, saklanacaktır...”
İnsan denen canlı iyilik ve kötülüğün sınırında yürür; kimisi tercihini
iyilikden (bunların sayısı malesef azdır), kimisi de kötülükden yana koyar.
EDEBli olanın tercihi hep doğrudan yana olur. Başta da dediğim gibi konu
oldukça derin, bizdeyse bilgi yeterli değil.
Dilimiz döndüğünce, elimiz yettiğince...
Bülent Aldede
17.12.2009"

Tarih: 27.12.2009 Saat: 12:17 Gönderen: huseyin

Not :Yorumları sadece üyeler yazabilir ve okuyabilirler...
Seçenekler
 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Haberler

Haber Arşivi
Anket
Sizce Avrupa ve Batı’nın toplumumuza daha çok hangi alanda etkisi oldu?

Maddi açıdan insanlara yararı daha çok oldu
Kültürümüzün yozlaşmasına neden oldu
İnsanlarımız daha çok olumlu yönlerini aldı
Gençlerimizi olumsuz yönde etkiledi



Sonuçlar
Diğer Anketler

Toplam Oy: 187
Yorum: 0
Kullanıcı Menüsü
Hoş geldin, Ziyaretci
Nickname
Şifre
(Kaydol)
Üyelik:
Son Üye: ozan_01
Bugün: 0
Dün: 0
Toplam: 1904

Şu An Bağlı:
Ziyaretçi: 26
Üye: 0
Toplam: 26
Linkler



Ziyaretci Sayacı
Pazartesi459
Salı453
Çarşamba418
Perşembe469
Cuma516
Cumartesi482
Pazar540
Toplam:1294049
En Çok:2192
Bilgi
Üyeler:1904   
Haber Kategorisi:18   
Toplam Haber:538   
Bekleyen Haber:3   
Haber Yorumlari:1100   
Incelemeler:12   
Kayitli Yas Gunu:419   
Kose Yazarlari:8   
Kose Yazilari:32   
Şiirler:301   
Bekleyen Şiirler:4   
Fıkralar:194   
Bekleyen Fıkralar:2   
Kitaplar:47   
Bekleyen Kitaplar:0   
Fotograf Kategorisi3  
Fotograf Albumu245   
Fotograf Sayisi389   
Fotograf Yorumu293   
Videolar11   
Youtube Videolari153   
Linkler24   

Site Map
Powered by Copyright © Marikon.Net. All Rights Reserved..
Sayfa Üretimi: 0.34 Saniye