Site Dili
Marikon Menü
 SİTE MENÜ
      Ana Sayfa
      Sitenin Amacı
      Marikon Tarihi
      Röportajlar
      Köşe Yazıları
      Forumlar
      Biyografiler
      Şiirler
      Fıkralar
      Kitap Köşesi
      İncelemeler
      Site Haritası
      Ziyaretçi Defteri
      Yönetici&Görevliler
HABERLER
      Haber Gönder
      Haber Konuları
      Haber Arşivi
      Basından
      Belediye
      Aramızdan Ayrılanlar
      Yeni Doğanlar
      Çevre Koylerimiz
      Duyurular
      Kültür Sanat
      Sitemiz Hakkinda
      Köy
      Köy Hikayeleri
      Politika
      Tarih Konulu Yazilar
      Yazarlar
      Yöremiz Hakkında
RESIM&VIDEO
      Resim Galerisi
      Köy Resimleri
      Resim Galerisi 1
      Videolar
      Youtube Videoları
      Mp3 Dinle
TOPLULUKLAR
      Reklamlar
      İletişim
      Tavsiye Edin
      Linkler
      İstatistikler
      Top 10
      Anketler
RADYO
      Radyo Duyuruları
EGLENCE&OYUN
      Doğum Günü
      Burçlar
      Oyunlar
Güncel Haberler
·Feqi Hüseyin Sağnıç Dil ödülü Kawa Nemir'e veriliyor
·PKK’li Kazım Yılmaz binler tarafından uğurlandı
·Eğitim-Sen: Taş atan çocuklar pazarlık meselesi yapılmamalı
·Anarşist gençler Atina’da polisle çatıştı
·Kılıçdaroğlu: Af'la ilgili sözlerim başka yöne çekiliyor
·Hakkari'de 72 yayla üzerindeki yasak kaldırıldı
·Kürdistan sınırına 50 araçlık sevkiyat yapıldı
·İsveç parlamentosu soykırımı görüşüyor
·Diyarbakır'da 8,5 ton esrar ele geçirildi
·Göç eden kadınlar haklarından yararlanamıyor

devamı...
Ara&Bul
Arama sekli:


Genisletilmis Arama
Google Marikon

Özlü Sözler
Dogruluk sonsuzlugun günesidir. Nasil olsa dogar. Wendell Phillips
Marikon Koyu Web Sitesi Marikon.NET: Politika

Bu Konuda Ara:   
[ Ana Sayfaya Git | Yeni Bir Konu Seçin ]

Eğitimin Önemi: Hastalıklı Siyaset ve Seçimler
aldede bildirdi: "Türkiye denen siyasi sistem çok ilginç bir yapı. Türkiye insanı da çoğunluk olarak aptaldır. Kabadır. Alaycıdır. Zaten öyle olmasa bugün çok daha farklı yerlerde olabilirdi. Genel hatlarıyla bakıldığında belli kriterleri, ölçüleri olmayan, prensiplerden ve onurlu bir yaşam çizgisinden uzak, ama bununla birlikte kapalı kapılar ardında her türlü haltı karıştırdıkları halde “namus” denince mangalda kül bırakmayan hastalıklı bir yapının parçalarıdırlar. Şerefli insanların aptalları yada böylesi kaba ve alaycı toplulukları (aslında yığınları demek daha doğru olur) yönetmesi çok zordur. Çünkü en ufak bir söz söylerken bile “ŞEREF”i üzerine yemin edenlerin sayısının çok olduğu bu insanların çoğu aslında şerefin ne demek olduğunu bilmediği gibi, yaşamıyla ve eylemiyle de onun tam tersi bir duruşun da sahibidir. (Hz. Ali diyor ki: “Her sözüne başlarken yemin eden kişi ahmaktır, sözüne güvenilmez.”)
İşte böyle kara cehaletin oldukça yoğun olduğu topluluklarda"

Gönderen: bacooo Tarih: 01.04.2009 Saat: 16:43 (438 okunma)  (Devamı | yorum | Eğitimin Önemi)

Almanya'da Alevilerin Tepkisini Çeken Film - Sessiz Kalmayalım
Reza bildirdi: "
Saygı değerli Site üye ve ziyaretcileri hepimizinde yakından takip ettiği gibi aleviler ve Kürtler üzerinde yılardan beri çirkin oyunlar oynanmaktadır türkiyede yetmiyormuş gibi bu çirkin oyunlar avrupanın göbeğindede yürütülmeye calışılıyor.

En son Örnek olarak Alman televizyon kanalı NDR'de yayınlanacak, ''Wem Ehre gebührt'' (Namusuma Layık Olmak) adlı polisiye film ile alevileri almanyada karalamaya başladılar. Filmin konusu tüm alevileri öfkelendirecek kadar cirkin ve gerceklerden uzaktır.


"

Gönderen: huseyin Tarih: 26.12.2007 Saat: 02:26 (1225 okunma)  (Devamı | 2 yorum)

Eğitimin Önemi: Kanayan yara: PARIS
azad bildirdi: "Iki hafta önce Paris’in banliyösü olan Clichy sous Bois’da iki gencin ölümü sonucu patlak veren ve ardından ülkenin dört bir yanına yayılan olaylar Fransa’nın ve daha da ötesi bütün Avrupa’nın gündemine yerleşmiş bulunuyor. Son günlerde benzer olaylar Belçika ve Almanya’ya sıçradı ve tüm çevrelerde bir tedirginlik yaratmaya başladı. "

Gönderen: ALBATROSTANRI Tarih: 09.11.2005 Saat: 20:13 (824 okunma)  (Devamı | yorum | Eğitimin Önemi)

Duyurular: Fransız işçi ve emekçiler sosyal yıkım politikalarına karşı tepkisini dile getir
azad bildirdi: "Fransa'da haftasonu yapılan Avrupa Anayasası'na ilişkin referandumun sonuçları bir depremle kıyaslanarak açıklandı. Haftalar boyu süren referandum kampanyası son derece hararetli geçti. Zamanla “evetçiler” ve “hayırcılar” iki ayrı kampa ayrıldı, tartışmalar ve fikir çatışmaları hız kazandı. Dostlar, aileler, siyasal partiler Avrupa ve Avrupa Anayasası konusunda yaşanan tartışmalar sonucunda fikir ayrılıkları yaşadılar. Böylece bütün toplum adeta enerjik bir şekilde seferber oldu.

Doğal olarak referandum yaklaştıkça siyasal parti liderleri kürsülere çıkmaya başladılar. Aşırı sağdan aşırı sola kadar gerçek bir seçim kampanyası yürütüldü. Kampanya öyle bir tempo ve biçim aldı ki katılım açısından birçok seçimi geride bıraktı (Avrupa ile ilgili bu son referanduma, Maastricht Antlaşması ile ilgili referanduma katılandan 12 milyon daha fazla seçmen katıldı). Bir süreden sonra kampanya televizyonlara taşındı. Medya tekelleri ardı ardına hükümet temsilcilerine fırsat tanıdı. Fakat kamuoyu yoklamaları anayasa karşıtlarını önde vermesi, propagandanın dozajını yükseltti. Cumhurbaşkanı kısa bir sürede üç kez televizyonlarda halka seslenerek müdahale etmek zorunda kaldı. Televizyon programları adeta özel düşünülerek, programlanarak, Fransız halkını ikna etme programlarına dönüştü. Fakat tüm olanaklarını seferber eden devlet propagandası sonuçta hiçbir işe yaramadı. Parti liderleri, hükümet ve onların hizmetindeki medya Fransızlar'ın anayasayı bilmedikleri ve gereksiz yere korktuklarını ifade edip durdular. Buna rağmen toplum anayasa ile ilgili tartışmalara devam ederek bu iddiayı yalandı. Çünkü Avrupa Anayasası en çok satan kitapların başında geliyordu.

En son günlerde kampanya daha da hızlandı ve sokaklara taştı. Afişler, bildiriler yoğun bir şekilde kullanıldı. Anayasanın kaderi konusunda durumun değişmemesi politik liderleri de sokaklara yöneltti. İstasyonlarda, mağazalarda bulunarak halkı “bilgilendirme” ve ikna etme çabasına giriştiler. Fransa'nın birçok kentinde binlerce kişinin katıldığı mitingler, salon toplantıları düzenlendi.

Le Pen'nın faşist partisi dışındaki bütün sağ partiler “evet” taraftarıydı. Resmi olarak Sosyalist Parti de “evetçiler” arasındaydı. Fakat Sosyalist Parti'nin bir bölümü diğer tarafı seçmişti. Laurent Fabius, Henri Emmanuelli gibi karizmatik “sosyalist” liderler enerjik bir şekilde anayasaya karşı kampanya yürüttüler. Sol kesimde ayrıca Fransız Komünist Partisi ve troçkist gruplar ortak olarak “hayır” kampanyası yürüttüler. Yeşilcilerin lider kadrosu anayasanın lehinde kampanya yürütmesine rağmen taban karşı çıktığını ifade etti. Taban ile yönetim arasındaki farklılık büyük konfederasyon CGT'de yaşandı. Yönetim tabanın basıncıyla anayasaya karşı tavır almak zorunda kaldı.

Aslında iki blokun karşı karşıya gelmesi tartışmayı daha da netleştirdi ve somut fikirler üzerinden yürümesine vesile oldu. Liberalizmi, serbest rekabeti, “pasifik, modern ve çağdaş” bir Avrupa'yı savunan evetçilerle sınırsız ve aşırı liberalizme karşı, dayanışmayı ve sosyal Avrupa modelini savunan hayırcıların Avrupa'sı karşı karşı geldi. Ve bu zıtlaşma bütün kampanya boyunca kendisini dışavurdu.

Fransız emekçileri yıllardır reform adı altında sağcı Raffarin hükümetinin saldırılarına maruz kalmışlardı. Ve bunun bir gün hesabının sorulması gerekiyordu. Bu referandum bu açıdan hükümetin yürüttüğü neo-liberal saldırılara olduğu kadar bu modelin Avrupa Anayasası aracılığıyla meşrulaştırılmasına da karşıydı. Bu işin kolay olmayacağını bilen Brüksel teknokratları “Bolkestein direktifi” olarak bilinen hizmet sektöründeki yıkım paketini birkaç hafta önce geri çektiklerini açıkladılar. Ama bu işçi ve emekçilerin öfkesini dindirmeye yetmedi.

Ve bu öfke 29 Mayıs günkü sonuçların açıklanmasıyla siyasal sorumluların suratına sert bir tokat gibi çarptı. Sonuçlar tartışılmazdı. Seçmenlerin %55'i hayır diyerek siyasal çevrelerin, finans dünyasının ve Brüksel'in moralini bozdu ve hepsini sarstı. Üstelik bu rakam ayrı bir önem de taşıyor. Birincisi katılımın öteki seçimlere göre belirgin biçimde yüksek olması dikkat çekicidir. Sürekli sözü edilen en son cumhurbaşkanlık seçimini bile sollayan bir katılım oldu referanduma. İkinci nokta ise siyasete ilgisini yitirmiş oldukları üzerine sosyolojik tezler üretilen işsizler ve işçi-emekçi tabakaların bu seçimlere yoğun bir şekilde katılmasıydı. İşçi ve emekçilerin yoğun yaşadığı bölgelerde katılım oranı %60-70'lerin arasında oldu. Ve gerçekten bu sonucun kaderini belirleyenler onlar oldular. İstatistik şirketleri referandumun sosyolijisini açıklamak zorunda kaldılar. Ve net bir şekilde işçiler, köylüler, memurlar ve işsizlerin anayasaya karşı oy verdiklerini açıklamak zorunda kaldılar.

Sonucun açıklanmasıyla Cumhurbaşkanı ve diğer yetkililer ardarda açıklama yapmak zorunda kaldılar. Fakat böyle bir yenilgiden sonra bunu yapmak onlar için hiç de kolay olmadı. Cumhurbaşkanı'nın halkı yatıştırmaya çalışması ve birlik çağrısı yapması, Fransız burjuvazisinin ne kadar zor bir durumda olduğunu gösterdi. Ve Chirac, liberal Avrupacılar'ı ve Brüksel'i yatıştırmak istercesine, “Avrupa devam ediyor” türünden güvence veren vurgulamaları özellikle yaptı. İçe dönük olarak ise halkın endişesini bir daha anladığını ve bu mesajı aldığını söyleyerek hükümette değişiklikler olacağını bildirdi.

Aynı zamanda Paris'in birkaç noktasında yoğun yağışa rağmen yüzlerce kişi bu zaferi kutluyordu. Bazı gruplar “liberalizme, kapitalizme; savaşa HAYIR!” sloganlarını haykırıyorlardı.

Jacques Chirac 1 Haziran günü yeni bir başbakan seçti. Irak savaşı tartışmaları döneminde dışışleri bakanı olan ve imajı pek zedelenmemiş bir teknokratı, Dominique de Villepin'i İçişleri'nden alarak başbakanlığa getirdi. Ayrıca faşizan ve ultra-liberal konuşmalarıyla bilinen ve medya tarafından sürekli ön planda tutulan iktidar partisinin başkanı Nicolas Sarkozy'ye de hükümette bir yer verilecek. Ve bu da gösteriyor ki yıkım politikaları devam edecek ve iç politikada pek değişiklik olmayacak. Sonuçta bu değişiklikler kitleleri sadece yanıltmaktan ve oyalamakdan başka bir şey ifade etmiyor.

Fakat sermaye temsilcileri ve hükümetin de bu referandumdan ders çıkarmaları gerekecek. Çünkü işçi ve emekçiler tepkilerini göstererek ve öfkelerini haykırarak sermaye çevrelerini ve hükümeti hedef alabileceklerini, uyguladıkları liberal politikalara karşı çıkma gücüne sahip olduklarını bir daha kanıtladılar.
"

Gönderen: ALBATROSTANRI Tarih: 14.06.2005 Saat: 07:43 (787 okunma)  (Devamı | 1 yorum | Duyurular)

Eğitimin Önemi: Türkiye'de anadilde eğitim hakkı herşeyden önce Kürt çocuklarının
azad bildirdi: "Eğitim-Sen ve anadilde eğitim hakkı "

Gönderen: ALBATROSTANRI Tarih: 14.06.2005 Saat: 07:38 (1823 okunma)  (Devamı | 1 yorum | Eğitimin Önemi)

6 Toplam Haber Sayisi (2 sayfa, 5 haber her sayfada)
[ 1 | 2 ]
Git:
Haberler

Haber Arşivi
Anket
Sizce Avrupa ve Batı’nın toplumumuza daha çok hangi alanda etkisi oldu?

Maddi açıdan insanlara yararı daha çok oldu
Kültürümüzün yozlaşmasına neden oldu
İnsanlarımız daha çok olumlu yönlerini aldı
Gençlerimizi olumsuz yönde etkiledi



Sonuçlar
Diğer Anketler

Toplam Oy: 187
Yorum: 0
Kullanıcı Menüsü
Hoş geldin, Ziyaretci
Nickname
Şifre
(Kaydol)
Üyelik:
Son Üye: ozan_01
Bugün: 0
Dün: 0
Toplam: 1904

Şu An Bağlı:
Ziyaretçi: 25
Üye: 0
Toplam: 25
Linkler



Ziyaretci Sayacı
Pazartesi459
Salı453
Çarşamba484
Perşembe294
Cuma516
Cumartesi482
Pazar540
Toplam:1294409
En Çok:2192
Bilgi
Üyeler:1904   
Haber Kategorisi:18   
Toplam Haber:538   
Bekleyen Haber:3   
Haber Yorumlari:1100   
Incelemeler:12   
Kayitli Yas Gunu:419   
Kose Yazarlari:8   
Kose Yazilari:32   
Şiirler:301   
Bekleyen Şiirler:4   
Fıkralar:194   
Bekleyen Fıkralar:2   
Kitaplar:47   
Bekleyen Kitaplar:0   
Fotograf Kategorisi3  
Fotograf Albumu245   
Fotograf Sayisi389   
Fotograf Yorumu293   
Videolar11   
Youtube Videolari153   
Linkler24   

Site Map
Powered by Copyright © Marikon.Net. All Rights Reserved..
Sayfa Üretimi: 0.30 Saniye